İbo' yerine demet..
Habertürk yazarı İzzet Çapa, Ortadoğu’nun iki gözde şehri Beyrut ve Dubai’den son dedikoduları yazdı: Beyrut'ta Türk sanatçılara toz kondurulmuyor. Bir zamanlar her köşe başında İbrahim Tatlıses çalardı. Ancak, Tatlıses tahtını Demet Akalın'a kaptırmış durumda
Nazar değmesin ama leylek misali geziyoruz şu günlerde. Bilmeyen de sanır ki tek işimiz lak lak yapmak. Şu anda tüylerinizin diken diken olduğunu hissediyorum. “İzzet şimdi olsaolsa Dubai Devlet Operası’nda sergilenen bir eser üzerinde fikir yürütecektir” diyorsunuz. Yok yok, söz! Bu defa eğlenceli dedikodular var hem Dubai’den hem de yüreğimin kenti Beyrut’tan...
Doğrusunu söylemek gerekirse Dubai’nin o dillere destan mimarisi bende tam bir hayal kırıklığı yarattı. Çünkü bana göre bir kent sadece var olma yeri değil, bir var olma tarzıdır da. Bu şehir bir film platosu gibi... Sanki Hollywood’un Universal Stüdyoları’ndayız da, dekorlar arasında dolaşıyoruz. Bu yapaylık kentin büyük ağabeylerin de gözünden kaçmamış olacak ki, Dubai’nin yapay adasını inşa eden Nakheel şirketi, adanın daha doğal görünmesi için kıyılarına bir mercan kayalığı yapacakmış. Zekâya bakar mısınız? Yapay adaya, yapay mercan kayalıklarıyla gerçek hissi verecekler. Bu kadarına da pes dedim ama adamların işine karışmak olmaz şimdi.
DUBAİ BATIYOR MU, ÇIKIYOR MU?
Öğrendim ki dünyanın en önemli firmalarının bir yatırım cenneti olarak gördüğü Dubai’de işler göründüğü kadar parlak değilmiş. Küresel kriz patlak verince yabancı şirketler dev yatırımlarını ya tamamen iptal etmiş ya da durdurmuş. Emirlik yönetimi de uyanık tabii, devamlı olumlu tablolar çizip bu sahte cennete sahte bir ekonomik cennet havası vermeye çalışıyormuş. Oysa Dubai’de emlak piyasası tamamen çökmüş durumda. Öyle ki, 10 binlerce yabancı işsiz kalmış ve Dubai’den ayrılıyormuş. Havalanında kaderlerine terk edilmiş binlerce araba görmek mümkün. Ama bazı yabancı kaynaklar 2012’de Emirliğin ekonomisinin ivme kazanacağını söylüyor. Çünkü uluslararası şirketlerin yokluğundan faydalanan yerel yatırımcılar kafalarını göstermeye başlamış. Ama emlak alanında değil, ticaret ve servis sektöründe.
İNGİLİZ KULÜPLERİNİN İSTİLASINDA
Hangisine inanılır bilinmez ama Dubai, vur patlasın çal oynasın tam gaz eğlenmeye devam ediyor. Dünyanın en büyük otelleri, gece kulüpleri art arda açılıyor burada... Şehir İngiltere’nin en ünlü diskolarının istilasına uğramış durumda. Lady Gaga’nın favori mekânı olan Cirque Du Soir, kasım ortasında açılmış. Embassy ve Mahiki, Dubai gece hayatının yönünü değiştirmeye başlamış. Bunların en önemlisi Movida... Londra’da ‘playboy cenneti ve ünlülerin mekânı’ olarak bilinen Movida’nın Dubai’deki açılışı, dünyaca ünlü isimlerin katılımıyla, 25 Ocak’ta gerçekleşti. Diskonun Londra’daki ünlü müptelaları say say bitmez. Beyonce, Kate Moss, Paris Hilton, Prens William birkaçı... Dubai Movida’da, bu VIP müşteriler için özel bir kapı yapmışlar, içeri giren birkaç adımda masasına çörekleniyormuş. Pardon! Böyle kibar yerleri yazarken bile özümüze dönüp ağzımızı bozuyoruz...
105 BİN DOLARLIK HESABA İTİRAZ
Gece kulüpleri demişken, öyle bir hikâye anlattılar ki dudağım uçukladı. Dubai’nin en trendi mekânlarından olan Cavalli Club’da arkadaşlarıyla doğum gününü kutlayan bir ‘garibana’ 105 bin dolarlık hesap kesmişler. Bizimki yediği kazığı Twitter’da paylaşınca kulüp yöneticileri çok kızıp bir açıklama yapmışlar, “Be adam 25 şişe şampanya içmişsiniz, 6 litrelik özel şişe açtırmışsın. Şükret! Bizde 50-100 bin dolara hesap denmez, dünyanın en pahalı şampanyasının şişesini 106 bin dolara açıyoruz zaten” diye... Tabii tam bu cümlelerle değil. Açıklama benim ağzıma düşünce, bu hale geldi.
BEYRUT'TA AKALIN IN, TATLISES OUT
“Ey hüzünlü şehir Beyrut, Ey sevgililerin gözyaşı Beyrut...” Samira Tawfik’in bu hüzünlü şarkısı bana hep ‘her yolun Beyrut’a eşit uzaklıkta olduğu’ izlenimini verir. O yüzden plastik Dubai’de fazla duramadım ve ‘hayallerim, aşkım ve ben’im şehrim Beyrut’a attım kapağı... “Usta gezgin her gezdiği ülkeyi kendisi yeniden yaratırmış derler” ama Beyrut’a dokunmaya imkân yok. Savaşta yok olan ama hâlâ var olan bir şehir bu! Duvarlarında taşıdığı kurşun delikleri kadar benim de anılarımın izlerini taşıyan Beyrut... Savaşa ruhunu teslim etmeyen, eksik kalmış bir bulmacanın parçalarını yeniden yaratmaya çalışan, yangınlarının külleri üzerinde en büyük aşkımı yaşadığım şehir...
FATMAGÜL’ÜN KASETLERİ REVAÇTA!
Beyrut gerçekten zaman kavramı olmayan bir yer. Aynı saatlerde başka başka yüzyıllarda yaşayabiliyorsunuz. Örneğin bazı bölgeler sanki 22’nci yüzyılın havasını solurken, kimi yerler de 19’uncu yüzyılda kalmış. Hangi kesimden olursa olsun bölge halkı hem toplumsal hem de siyasi gelişmelere karşı olan ilgisini kaybetmemiş. Eh ne de olsa Ortadoğu’nun göbeğinde yaşıyorlar. Bunun en somut örneği ünlü siyonist şarkıcı Lara Fabian’ın şehirde vereceği konserde yaşanmış. Fabian’ın Beyrut’a gelmesine tepki gösteren İsrail karşıtı grupların protestoları öyle ses getirmiş ki, ünlü şarkıcı konserini iptal etmek zorunda kalmış. Ama iş ‘bizimkiler’e gelince onlara toz kondurmuyor ahali... Şarkıcılarımızın sadece gönüllerdeki sıralaması değişiyor. Geçen gelişimde her yerde İbrahim Tatlıses çalıyordu, imparator şimdi tahtını Demet Akalın’a kaptırmış görünüyor. Ayrıca sokaklarda aval aval dolaşırken “Fatmagül’ün Suçu Ne?’ dizisinin korsan kasetlerinin ne kadar revaçta olduğunu görüp şaşırdım. şampanyasının şişesini 106 bin dolara açıyor diye... Tabii tam bu cümlelerle değil. benim ağzıma düşünce, bu hale geldi.
Fetvayla flört eden kadın
Beyrut’ta çok ilginç bir gazeteci kadın keşfettim. Keşfettim dediğime bakmayın, Habertürk hafta sonu eklerinden müdürüm Selçuk Tepeli söylemeseydi haberim olmayacaktı. Kadın yıllardır Ortadoğu’yu kasıp kavuruyormuş. Joumana Haddad, An Nahar Gazetesi’nde yazıyor, televizyon şovları yapıyor ve yılda 4 kez Jasad adlı bir dergi çıkarıyor. Jasad, erotik bir dergi. Mastürbasyon, eşcinsellik, fetişizm, çokeşlilik konularını işliyor ve çıplak Arap erkeklerinin fotoğraflarını basıyor. Ama sanmayın ki “12 yaşımda Marquis de Sade’ı okuyunca kendimi vaftiz olmuş hissettim” diyen Joumana’nın tek derdi seks... Aslında Arap kadınlarının bayraktarlığını yapıyor, onları özgürlüğe davet ediyor ve hakları için ayaklanmaya çağırıyor. Hizbullah ve şeriat karşıtı programlar, konuşmalar yapıyor, makaleler yazıyor, kitaplar kaleme alıyor. Kısacası ateşle oynuyor Joumana Haddad. Zaten bu yüzden ondan ‘Fetvayla flört eden kadın’ diye bahsediyor New York Times. Anlayacağınız potansiyel bir dişi Salman Rüşdi kendisi...
Yorumlar (0 adet yorum gönderildi) Yorumlar (0 adet yorum gönderildi)